Gen’den Geleceğe

Dİyabet

Günümüzün yaygın hastalıklarından biri olarak kabul edilen Diyabet hastalığı için gerekli tedavi ve tahliller, korunma yollarını sunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 350 milyondan fazla diyabetli hastanın olduğu belirtilmektedir. İlerleyen diyabet iyi bir şekilde kontrol edilmediğinde, özellikle kalp, böbrek ve gözler için ciddi bir tehdide neden oluyor. Diyabet genetik risklerin ve çevresel etkilerin bir arada kendini gösterdiği bir hastalıktır. Bu nedenle, doğru tedavi ve yaşam tarzındaki değişiklikler ile bu hastalık kontrol altına alınabilmektedir. Hastalığın erken dönem teşhisi ile gerekli önlemler alınarak yaşam alışkanlıkları değiştirilmelidir. Diyabet hastalarının doğru beslenme ve düzenli günlük egzersiz ile kilo kontrolü hedeflenmektedir.

Broşürümüze göz atın

Randevu Alın

appoinmentRandevu Alın

Buradan Sadece okuduğunuz konu hakkında form doldurabilirsiniz

Send Email Notification

Sıkça Sorulan Sorular

Çölyak ile Gluten aynı mıdır?
Çölyak ve Gluten terimleri yakın benzerlik gösterdiklerinden aynı olarak
görülmektedir. Ancak çölyak; buğday, arpa, çavdar gibi yulafta da bulunan gluten proteinine anormal bir tepki vererek ince bağırsaklara olumsuz etki eden bir hastalıktır. Çölyak hastalığı HLA-DQ2 ve DQ8 diye adlandırılan genlere sahip kişilerde ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra, gluten hassasiyetine sahip kişilerde çölyak hastalığının başıca belirtileri de bulunmaktadır. Örneğin; sancılı karın ağrıları, midede şişlik ve yorgunluk gibi belirtiler olmaktadır. Hastanın tüketiminde yer alan glutenin tüketimi durdurulduğunda belirtiler de ortadan kaybolmaya başlar. Bu nedenle çölyak belirli gen gruplarına sahip kişilerde olurken, Gluten ise tüketim bazlı ortaya çıkmaktadır. Çölyak hastalığı genel anlamı ile protein bazlı besinlere karşı hassasiyettir. Bu nedenle gluten içeren arpa, buğday gibi besin türlerinin tüketilmemesi çölyak hastaları açısından önem taşımaktadır.
Gluten, buğday, arpa ve çavdar gibi besinlerde bulunan tahıl proteinli bir
molekülerdir. Bu nedenle tahıllardan üretilen birçok besinin içinde yer almaktadır. Kişinin tüketimine bağlı olarak gluten artışı gözlemlenebilmektedir. Gluten rahatsızlığı ince bağırsakta yol açtığı tahribat ile ilişkilendirilmektedir bu nedenle gluten hassasiyeti, gluten rahatsızlığından farklı bir şekilde beslenme düzenine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Gluten duyarlılığı genellikle ilerleyen yaşlarda etkisini gösteren bir hastalık türüdür bu nedenle kan testi ile teşhisi konulabilmektedir. Gluten Hassasiyeti olan kişilerin, beslenme düzeni içerisinde glutenli ürün tüketimini çıkarması gerekmektedir.
Çölyak hastalığına sahip kişilerde gerekli tedavilerin yapılabilmesi için kan testlerinin yapılması ön planda tutulmaktadır. Yapılan kan testlerine ait değerler pozitif çıkarsa tedavi süresine endoskopi yapılarak devam edilir. Endoskopi ile hastanın bağırsak hücrelerindeki doku tahribi teşhis edilir.
Çölyak hastalarının gluten tüketimine dikkat etmeleri önem taşımaktadır. Çölyak hastalarının gluten içeren arpa, buğday gibi besin türlerini tüketirken hastalığı tetikleyecek belirtileri göz önünde bulundurması gerekmektedir. Bu nedenle Glutensiz beslenme çölyak hastaları için olumlu bir tedavi sürecinin başlangıcı sayılmaktadır.
Çölyak hastası teşhisi kan testi ile belirgin sonuçlar vermektedir. Test sonucuna bağlı olarak pozitif etkiler çölyak hastalığı olduğuna işaret etmektedir. Kişinin normal yaşamındaki döngüsünden farklı olarak karın bölgesinde öne doğru bir şişkinlik oluşuyorsa, yorgun ve kusma halleri gibi belirtiler mevcut ise kişinin kan testi yaptırarak kesin sonuçlar elde etmedi gerekmektedir. Hekim doğrultusunda oluşturulacak yeme düzeni sayesinde kişinin hastalığına karşı hassasiyeti azaltılmaktadır.

Comments are closed.